İnsanları anlamakta zorlanıyorum. Bu sıkça
tekrarlanan bir durum ve sanıyorum ki anlayamamaya da devam edeceğim. Ama ne
demiştik daha önce de Nazım’ın dediği gibi, insanlarımı seviyorum. Tüm
kepazeliklerine rağmen onlara inanıyorum! İnsanlara inanmayı yitirmeyeceğim,
çünkü biliyorum ki yalnız değilim. Baksana yıllar önce Nazım’a da bunları
söyleten insanlar olmuş, hep var o insanlar...
İnsanlar...
İnsanlar mutsuz! Çünkü gösteriş yapmayı yaşamak
sanır olmuşlar... Mutlu ve güçlü görünmek öyle yaşamakmışcasına yaşıyor ve
sonra mutsuz oluyorlar. Ve mutsuzlukla yaşamayı beceremiyorlar. İçleri kocaman
bir boşluk çünkü!
İnsanlar kendilerinin olmayan hayatları yaşıyorlar.
Hayal hırsızlığı yapıp kendi hayalleriymiş gibi bunu çaldıkları insana anlatıp
gurulanan; ama kendi kurduğu hayal olmadığı için üzerine birkaç beden büyük
gelen ve yaşama geçirmeyi beceremediği hayalin mutsuzluğunda boğulan şeyler insanlar. Oysa kendilerine göre kendilerince bir
hayalleri olsa, onu yaşasalar öyle mutlu olacakalar ki... Ama daha hayali kuracak
mazleme ve dolduluk yokken çaldıkları hayali yaşayamadığı için mutsuzlukta
boğulmayı seçiyorlar nedense.
Samimiyetsizlikten yorulduğunu söylüyor insanlar...
Çünkü samimiyetsizlik üzerlerine sinmiş. Öyle bir sinmiş ki...
Samimiyetsizlikten yoruldum diyen insan bir bakıyorsun sana yapıyor en büyük
samimiyetsizliği. Korkuyorsun sonra... Hani bu kişi benim en yakınım
dediklerimden biriydi, neden benim mutluluğuma sevinmedi, bu nasıl tepki deyip,
üzülüp korkuyor ve mutsuz oluyorsun. Ama biliyorsun,
mutsuzluk da hayata dahil.
Ve yaşayabiliyorsun o mutsuzlukla...
İnsan her daim mutlu olamaz, olmasın da! Ama
insanlar bunu anlayamıyor ve hep tutunacak bir insan, bir dal arıyorlar.
Bulamayınca da bunalımlar başlıyor.
İnsanlar tuhaf.
Dillerinden düşürmedikleri içlerindeki çocuk var,
çoktan öldürdükleri... Küçük Prens’i var
insanların sadece gösteriş ve popülerlik için sevdikleri ama anlayamadıkları ve
daha kötüsü anlamaya çalışmadıkları... İnsanların öğütleri var etrafa
saçtıkları; ama tek bir tanesini bile kendi hayatlarında uygulayamadıkları.
Duvarları var insanların, kendilerinin bile aşamadığı...
İnsanlar...
Anlayamadığım ama sevmeye ve inanmaya devam edeceğim
canlılar. Sahi, canlılar değil mi?
Kendim için bir Expecto Patronum büyüsü yapıyor ve
neşeli unicornumun beni her daim ruh emicilerden korumasını diliyorum!
Ve her şeye rağmen,
Seviyorum! Neşe ile!
Seviyorum! Neşe ile!